Sizin dua ikliminiz... Türkçe-Arapça binlerce dua
Dualarım
Yazı Boyutu:

Aşure Tatlısı Bir Dünya

Safvet Senih

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi birlikler, kültürler arası çatışmalara karşı, ittifaklar üzerinde konuşulurken bir konuşmacı, düşüncelerini bir aşure benzetmesiyle şöyle anlattı: “Aşure tatlısı yapmak için, buğday, nohut, kuru fasulye, kuru üzüm, incir, kuru kayısı, fıstık, karanfil kullanılır. Hepsi bir tencerede kaynatılır… Hepsinden, güzel, tatlı bir çorba yapılır. Ama bu ürünler kendi şekilleri ile dururken, hepsinden hoş bir yiyecek meydana getirilmiş olur. Eriyip yok olmamışlardır ama o topluluğa birer güzellik katmışlardır. Aslında kıtalar çapında hatta dünya çapındaki meydana getirilecek birlikteliklerin buna benzer olması arzu edilir. Sulh-i umumî temin edilecekse, böyle temin edilmesi gerekir.”

Dünya bir mozaik olacaksa, gönül ister ki, herkes o mozaik içinde kendi, rengi ve kokusuyla çiçek açsın. Dünyanın insanlığın istifadesine bir çorba olması arzu ediliyorsa, her milletin, her kültürün yok olmadan kendi özelliklerini yaşaması imkanı sağlansın.
Bu ön hatırlama ve hatırlatmadan sonra aşure üzerinde durmak istiyorum… M. Sami Ramazanoğlu Hazretleri Altınoluk Dergisinin 251. sayısında şunları anlatmış: “Nuh Aleyhisselam beraberlerindekilerle gemiden Âşure günü indi. O gün oruç tuttu ve Allah'a şükür olmak üzere maiyetindekilere de oruç tutmalarını emretti. Azıkları artmıştır. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç mercimek, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hububat ile Nuh Aleyhisselam onlara yemek pişirdi. Hepsi peygamberlerinin bereketiyle doydular. Tufandan sonra yeryüzünde pişirilen ilk taam budur. İnsanlar bunu Aşure günleri için âdet edindiler ki, yapanlar için büyük ecir ve sevap vardır. Fakirleri ve miskinleri de doyurmak lâzımdır. Zikrolunduğuna göre Allah Taâla Aşure gününde zemzemi diğer sularla beraber akıtır. O gün gusleden kimse bir sene boyunca hastalık görmez. ‘Er-Ravzu'l-Fâik'te bu şekilde yazılıdır.” (Ruhu'l-Beyan, 2/93)
Aşere, Arapçada on demektir. Âşir de onuncu demektir. Kameri aylardan Muharrem'in onuncu gününe aşure günü denilmiştir. Efendimiz (S.A.S.) “Ramazan ayından sonra oruç için en faziletli ay Muharrem ayıdır.” (Müslim, Sıyam 202-203) diye buyurmuştur. Aşure ile ilgili bir âyet yoktur. Bu günle ilgili peygamberlere ihsan edilen ikramlar ve inayetlerle ilgili rivayetler mevcuttur. (Sahih-i Müslim Şerhi 6:140)
Aşure pişirip dağıtmakla ilgili herhangi bir emir ve yasak yoktur. Ama gönüllerde güzelliklerin açılmasına bir vesile olması itibariyle güzel bir âdetimiz nazarıyla bakabiliriz.
Peygamber Efendimiz (S.A.S.) Medine'ye hicret ettiği zaman, Yahudilerin aşure günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu, “Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğullarını Firavun'un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa Aleyhisselam, Allah'a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutarız.” dediler. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bunun üzerine şöyle buyurdu: “Biz Musa'nın sünnetine sizden daha yakınız.” Sonra da üç gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu. “(Buharî, Savm, VI, 308-309)
Ramazan orucu farz kılındıktan sonra, farziyet kalkmıştır. Ayrıca Yahudilere benzememek için Muharrem ayının 9. ve 10. veya 10. ve 11. günlerinde oruç tutmak güzel görülmüştür. Bu günde, oruçtan başka hayır hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır.
Aydınlık gazetesinin “Aşure çocukların gelişimini destekliyor” başlıklı haberinde şöyle deniliyor: “Türkiye Gıda ve Beslenme Derneği Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, aşurenin ete yakın protein içerdiğini ve sık sık ayrı tüketilmesi gerektiğini söyledi. Elmacıoğlu, düşük mâliyetle aşure yapmanın püf noktalarını anlattı. Ayrıca Elmacıoğlu, büyüme çağındaki çocukların aşureyi haftada iki defa tüketilmesini önerdi. Şöyle bir tesbitte bulundu: “Günümüzde şişmanlık büyük bir sorun. Evlerde küçük porsiyonlarda çocuklar için aşure ve benzer tatlılar yapıldığı zaman kilo aldırmaz. Çocukların büyümesine ve gelişimine katkı sağlar. Ekonomik şekilde beslenmiş olurlar.”
Bu güzel âdetimize devam edelim, diğer insanlara da bu lezzeti tattıralım.

***

Ebu Hureyre (r.a) rivayetine göre, Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyuruyor: “Ramazan orucundan sonra orucun en faziletlisi, Allah'ın ayı olan Muharrem ayı orucudur!..” ( Müslim 1153/202)

Yani salih akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşûre günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa'nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir'a)

Hadis-i şerifte, (Aşûre günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir`a)

Hadis-i şerifte, (Aşûre günü on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir`a)

Hadis-i şerifte, (Aşûre günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyhekî)

Hadis-i şerifte, (Aşûre günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir`a) [Bu sevaplar, itikadı düzgün olan, namaz kılan ve haramlardan kaçan mümin içindir. Bunlara riayet etmeyen kimse, Aşûre günü, bir değil, defalarca gusletse, günahları affolmaz.]

10 Muharrem Aşure günü vuku bulan hadiseler;

Rivayetlere göre; İslam tarihinde Kerbelada Hz. Hüseyin Radıyallahu anh efendimizin şehid edildiği gün de 10 muharrem aşure gününe tekabül etmektedir. Allah (cc) Şefaatlerine nail eylesin.-Amin-

1- Allah'ın, Âdem -aleyhisselâm-ın tevbesini bu günde kabul ettiği
2- Ve Âdem(as)'in bu günde 'Safiyyullah' olduğu,
3- İdris -aleyhisselâm-ın yüce bir mekâna bu günde ref olunduğu,
4- Nuh(as)'u gemiden bu günde çıkardığı,
5- İbrahim(as)'i ateşten bu günde kurtardığı,
6- Tevrat'ı Musa -aleyhisselâm-a bu günde indirdiği,
7- Yûsuf(as)'u zindandan bu günde kurtardığı,
8- Ya'kub(as)'un gözlerinin bu günde iade olunduğu,
9- Eyyûb(as)'un bu günde şifâya ka-vuşduğu,
10- Yûnus(as)'un balığın karnından bu günde kurtulduğu,
11- Kızıldeniz'in Benî İsrail'e bu günde yarılıp geçtikleri ve kurtuldukları,
12- Dâvûd -aleyhisselâm-ın bu günde mağfiret olunduğu,
13- Süleyman(as)'a bu günde mülk ve saltanat verildiği
14- ve Muhammed -aleyhi's-salâtü ve's-selâm-ın geçmiş ve gelecek günâhlarının bu günde mağfiret olunduğu rivayet olunur.
15- Dünyânın yaradılmağa ilk başlandığı,
16- yeryüzüne yağmurun ilk yağdığı gün âşûra günüdür, diye de rivâyet olunmuştur.
Bu günde eve çeşitli ve bol erzak almak, muhtaçlara tasaddukta, komşu ve akrabaya ikramlarda bulunmak sene boyunca berekete vesile olur. Yine bu günde oruçlu bulunup gecesini de ihya etmenin büyük ecir ve rizây-ı ilâhîye sebeb olacağı ifâde buyurulmuştur.
Yahudilere benzememek için dokuzuncu ve onuncu günleri yahud onuncu ve onbirinci günleri beraber oruç tutulması gerektiği İbn-i Abbas'dan rivâyet edilmiştir.
Er-Ravzu'l-Fâık kitabında şu kıssa anlatılır:
Bir vakit Basra'da servet sahibi bir adam vardı. Her senenin âşûra gününde müslüman kardeşlerini evine toplar, sabaha kadar Kur'ân okuyarak okutarak geceyi ihya ederler, nerde fakîr ve yoksul, kimsesiz varsa buldurur, hepsine tasaddukda bulunur, dul ve yetimlere ikramda bulunur, elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı. Evinin bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası, hem de kızı senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler. Kız, babasına sordu:
-Babacığım bu gün nedir? Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur'ân ve zikirle ihya ediyor? Babası:
-Yavrucuğum, bu gün âşûra günüdür, Allah katında bu günün hürmeti büyüktür, ayrıca çok da faziletleri vardır, dedi.
Sonra uykuya vardılar. Fakat kız çocuğunun gözüne uyku girmiyordu.Sanki nefesi kesilmiş bir halde huşû' ve haşyet ile Kur'ân'ı ve zikrullah'ı dinliyordu. Kur'ân'ın hatim duâsını yapdıkları vakit, yüzünü semâya doğru çevirdi ve Allah'a niyâz ederek:
-Ey Mevlâm! Bu gecenin senin indindeki hürmeti hakkı için, senin rızânı kazanmak için bu gece Kur'ân'ını okumak için uyumamış kulların hürmeti için beni şu hâlimden kurtar, kalbimin kırıklığını sar! dedi. Daha sözünü bitirmemişdi, o anda afiyet bularak bütün ağrı ve sancılarından kurtularak kalkıp doğruldu. Sabahleyin bu hâli görünce şaşıp kalan babası:
-Kızım bu nasıl oldu? diye sordu. O da;
-Babacığım, bu gün ile Allah'a tevessül ettim. O da ânında bana sıhhatimi ihsan etti, dedi.

Yorumlar

Yorumlarınızı Bekliyorum ( Waiting for your comments )