| İbadet-i taatıyla… Derin bekleyişleriyle… (Burada antır parantez bir hususa dikkatinizi istirham edeceğim.) İnsanın en büyük duası nedir bilir misiniz? Ellerimizi açsak, bir solukta Cevşenü'l-Kebîr okusak… Bir hamlede Evrâd-ı Kudsiyye'yi, Şah-ı Nakşibendî'nin virdini hatmetsek… Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sîretini bir oturuşta okusak… Bu duaların hepsi çok büyük, çok yönlü, çok bereketli! Bunlara terettüp eden çok büyük semereler, meyveler var! Fakat bence en büyük dua şudur: Kafanızı taktığınız yüksek bir mefkûrenin ızdırabını çekmek… Onunla yer kasıklarınızı tutmak… Zonklayan şakaklarınızı tutmak… İnlemek! Bir gece kalkınız… İniltiyle başınızı seccadeye koyunuz… Allah'a en çok yaklaştığınız secde anını yakalayınız… Orada hiçbir şey söylemeden bir kere “Of!” deyiniz… O “Of!”, bir Cevşen hatminden daha fazla kıymet görecektir… Arş-ı Âlâ'yı titretecektir… Dava adamı, ızdırap adamıdır! Ruh insanı… Bedeni hayattan sıyrılan… Cismanî hayattan sıyrılan… Onları aşan ve geçen… Yüksek ideallere dilbeste olan büyük insan! Hedef ve gayeleri, Allah'ın istekleridir… Allah'ın emirleridir… İkamesine memur edildiğimiz vazife ve hizmetlerdir. Onları tahakkuk ettireceği ana kadar … Uranyum atomu gibi rahatsızdır! Rahatsızdır! Yeni bir atom bulacağı, patlayacağı, alfa, beta, gama ışınlarını dört bir yana salacağı ana kadar rahatsızdır! Hatip hutbe okuyor… Bugün burada size bir kısım lakırdılar ettiğim gibi lakırdı etmiyor. Hutbe irâd ediyor! 700-800 sene evvel… Ve camide bu müessir hutbeyi dinleyenler arasında, devrin ızdıraplı insanı Selahaddin de var… Mescid-i Aksâ inlerken, Selahaddin'in muzdarip olmaması düşünülemez! Haçlılar, gelip gelip İslam'a toslarken, Selahaddin'in muzdarip olmaması düşünülemez! Nureddin'in yaptırdığı mihrabı Mescid-i Aksâ'ya koymak için ne kadar beklemiştir, biliyor musunuz? Dudağı tebessümle kucaklaşmadan ne kadar beklemiştir? Tam 20 sene! 20 sene… Koca sultan devrinde, Kılıç Arslanlar kendisine "Büyük Sultan" dedikçe, Selahaddin inlemiştir… Mehmet Akif, "Fatihlerin, Selahaddin Eyyûbîlerin yurdu" der, inler… Hatip hutbe irâd ediyor… Mahzun hükümdara, sultana… Dudağına bir tebessüm getirmek için, tebessüme dair teşviklerde bulunuyor… “Tebessüm, şöyle güzeldir… İçinde kan ağlayan Nebiler Sultanı bile hep mütebessimdi… O konuşurken tebessüm ederdi… İnsanların çehresine bakarken tebessüm ederdi… Tebessüm güzel şeydir… Tebessüm şöyledir… Tebessüm böyledir…” Ve sonra hutbesini bitiriyor… Aşağı inerken, Selahaddin'in yanından geçiyor… Selahaddin, hocaya dönüyor: "Galiba bana nasihat ettin!" diyor. Ve ekliyor: "Mescid-i Aksâ inlerken, ben nasıl gülerim, Allah aşkına?" "Mescid-i Aksâ inlerken, benim gülmeme ne dersin, bilemiyorum!" Ben gülebilir miyim? Gülüyoruz… Kâfi derecede gülüyoruz… Ama… Devletler muvâzenesinde, muvâzene unsuru devlet, üç asırdan beri yerini kaybetmiş… Gülüyoruz… Dört asır… Beş asır… Süper güç diyoruz… Süper güçlere süper güçlük vakfını veren… Krallara, hükümdarlara taç giydiren… Devletler muvâzenesinde, yüce devlet refüze edilmiş… Sollanmış… Necip bir millet, tarih dışı bırakılmaya çalışılmış… Soylu bir millet, âdeta iğdenmiş… Kapının arkasına atılmış… Gülüyoruz… Ama bu durumda, bilmiyorum gülmemize ne derler… Belki biz burada gülerken… Semalarda tesbih eden, rükû eden, secde eden melekler… Bizim hâlimize ağlayacaklardır… Ruh insanı… Gönül kaptırdığı yüce davasını, tahakkuk ettireceği ana kadar… Dudağına tebessüm haram! O dudak, daima hüzünle, kederle burulacak… Ve Allah karşısında, ağlayacak! Bir şeyler mırıldanacaktır… Selahaddin'in sonra gülüp gülmediğini bilmiyorum… Ama o minberin yapıldığı andan 20 sene sonra… O hülyasını… Bir iznillah, bir inayetillah… Tahakkuk ettirdi! Koca sultan… Büyük sultan… Büyük hükümdar… Büyüklüğünü… Bir inayetillah, bir iznillah gösterdi… Kendinden sonra geleceklere yol açtı… Ruh insanı… Allah'a intisâbın izzetini, kendisine bahşedilmiş en büyük şeref sayar! Başka şeref aramayınız! Alnınızdaki secde izi… Allah'a intisâbınızın emaresi… Ve sizin için en büyük payedir! Sizin için yeter de artar! Şu bel kıran hâliniz var ya… Şu boyun büken tavrınız var ya… Şu yüzü yere süren hâliniz var ya… İşte bununla, bu mevzuda sizinle kimse boy ölçüşemez! Siz, öyle bir şerefe mazharsınız ki… Bunun ötesinde isteyeceğiniz her şey, onun çok altında kalır! Allah sizi İslam'la aziz kılmıştır! Allah sizi imanla aziz kılmıştır! Allah, aziz olabileceğiniz yolları ve hedefleri size göstermiştir! Ruh insanı… Allah'ta bulduğuna, Allah'tan elde ettiğine kanaat eder… “İzzet olarak bu bana yeter!” der… Başka izzetlere, başka şereflere gönül bağlamaz! Ve onları takip etmez! M.Fethullah Gülen Konuşma Metninin Yorumu Bu metin, derin bir manevi ızdırap ve dava adamlığını merkeze alan bir konuşma veya yazıdır. Fethullah Gülen, burada yüksek idealler uğruna duyulan içsel sıkıntıyı, ruhsal uyanışı ve adanmışlığı vurguluyor. Ana Temalar ve Yorum: 1. En Büyük Dua ve İçsel Derinlik Fethullah Gülen, en büyük duanın sadece dil ile edilen dualar değil, içten gelen ızdırap ve dava adamlığının sancısı olduğunu ifade ediyor.
2. Selahaddin Eyyûbî ve Kudüs Vurgusu
3. Gülenme ve Gözyaşı
4. Dava Adamı ve Adanmışlık
5. Ruh İnsanı ve İzzet
Genel Değerlendirme Bu metin, klasik bir vaaz niteliğinde olup, İslami bir bilinç ve sorumluluk vurgusu yapıyor.
Metnin dilinde derin bir lirizm, tasavvufi ve tarihi referanslar göze çarpıyor. Özellikle Selahaddin Eyyûbî örneği üzerinden dava adamlığının psikolojisi işlenmiş ve bugünkü Müslümanlara bir uyanış çağrısı yapılmış. Bu metni okuyan biri, kendi manevi yolculuğunu, sorumluluklarını ve inançlarını gözden geçirmeye davet ediliyor. Konuşmanın İngilizce Tercümesi Worship… Devotion… Deep expectations... (Here, in parentheses, I humbly request your attention to a particular point.) Do you know what the greatest prayer of a person is? All these prayers are great, multidimensional, and full of blessings! But in my opinion, the greatest prayer is this: Rise one night... A man of mission is a man of suffering! His goals and aspirations are what Allah desires... The preacher is delivering a sermon... Seven or eight hundred years ago... While Masjid al-Aqsa groans, is it possible for Salahuddin not to be distressed? Do you know how long he waited to place the mihrab that Nur ad-Din had built into Masjid al-Aqsa ? In his time, as the rulers called him "The Great Sultan," The preacher delivers the sermon... And then he finishes his sermon... And he adds: Can I smile? But... Four centuries... Five centuries... And we are smiling... Perhaps, while we smile here... A spiritual person... Those lips will always tremble with sorrow and grief... I do not know if Salahuddin ever smiled afterward... The great sultan... A spiritual person... Do not seek any other honor! It is more than enough for you! With this, no one can compete with you in this matter! Allah has made you noble through Islam! A spiritual person... M. Fethullah Gülen This translation preserves the depth, emotion, and essence of the original text. Yorumlarınızı Bekliyorum ( Waiting for your comments ) |