| İnsan ne garip! Bir ömür boyu tatmin peşinde koşar, ama bir türlü aradığı o iç huzuru bulamaz... Bulamaz çünkü insan yitirdiği cennete gireceği ana kadar gurbetten kurtulamaz; dünya bu açıdan sürgün yeridir... Gaflet ile ne kadar zevke dalsa da onların yokluğu elem verir, varlığı ise insanı tatmin etmez Ölümün güzel yüzünü hayalinde sürekli canlı tutabilenler bu hayattan -hayatın kabiliyeti ölçüsünde- lezzet alabilirler. Ancak kader zamanla insana kendi boyunun yüksekliğini anlatır. İnsanın gözü olabileceğinden yukarılara dikilmiştir. Kader aslında insana hep kendini gösteren bir aynadır. Bazen ölüm insanın hayatta kalınca yapabileceği amellerden daha çok faydalıdır. Ölene üzülelim, hüzünlenelim, ama Mevlana'nın dediği gibi dosta visal eden veli kul için o bir "şeb-i arus" ise neye üzülüyorsun? Öyleyse şikayet niye? Peygamber Aleyhisselam "mümin dünyada beladan kurtulamaz" demiştir, belanın en şiddetlisine de Peygamberler maruz kalmıştır. Dünyada çile çekiyorsan Allah seni seçmiş, seni sevmiş ve cennetteki zevklerini çoğaltmak istemiştir.. İçinde en ufak bir itiraz seni şampiyonluktan geriye iter. Ne kadar çile çekersen çek Allah cc dan razı isen bu dünyada imtihanın şampiyonu SENSİN... Yeter ki ihlasla bulunmaya devam et. Allah'ın seni seçtiğini içinde bulunduğun insanların haline bakarak anlayabilirsin; etrafındaki dostların Allah yolunun bendeleri ise sen de bu kervanın seçilmişlerindensin. Yol arkadaşları ile iyi geçinmek, onları sevmek, onlara destek olmak bu ihlasın dışa vurumudur, geçimsiz ve huysuz olanlar ihlası düşük kişilerdir. (ona da ihlas denecek ise) İhlas risalesinde neden "kardeşleri tenkid etmemek, gıpta damarını tahrik etmemek, tefani" meseleleri anlatılmıştır? Çünkü dine hizmet artık şahıslar ile değil cemaat halinde gerçekleştirilecek ve cemaat olabilmenin asgari şartı uhuvvet içinde bulunabilmektir. Hz. Mevlana "eğer Allah sana buğzetti ise Sen Allahın veli kullarını kötülemeye başlarsın, zira onlar yeryüzünde Allah cc nun vekilleridir" demiştir. Hafizanallahu ve iyyakum Bu virüslerin en tehlikelisi ihlasın zıddı sayılan "riya-süma" ikilisidir. İnsanın kalbine nüfuz etmiş öyle virüsler var ki, ruh sürekli aşılanmadan onların etkisinden kurtulamaz. Peygamberimiz "Hakkınızda en çok korktuğum "küçük şirk/riya" buyurmuş ve gece yürüyen karıncanın toprakta bıraktığı iz gibi gizli olduğunu ifade etmiştir. İşin en kötüsü insanın riyayı ihlas zannetmesidir ki şeytanın en çok insanı aldattığı yerdir, yazarsın-çizersin-konuşursun... içerikte hep güzel şeyler vardır ancak seni motive eden Allah'tan gayri unsurlardır. Hasılı yol güzel, yolcular güzel, ancak güzergahta çok kayma noktaları var, o yüzden Allah bize şu duayı yapmayı öğretmiştir "Allahım bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi kaydırma" Amin. Yorumlarınızı Bekliyorum ( Waiting for your comments ) |