Sizin dua ikliminiz... Türkçe-Arapça binlerce dua
Konu Gösterim

İmâm-ı Ali Kerremallâhü Veche nin Celcelûtiye Kasîdesi

Celcelûtiye Kasidesi
  قَصِيدَةٌ جَلْجَلُوتِيَّةٌ
Seyyidine İmam Ali KerremAllahü Veche Radıyallâhu Anh
  لِلْإِمَامِ سَيِّدِنَا عَلِيٍّ كَرَّمَ اللهُ وَجْهَهُ وَرَضِيَ اللهُ عَنْهُ
Anlamı
Okunuşu
Arapça Kaside
Bütün sırların hazinesi Bismillah ile başladım. Ruhum, içinde sırların gizlendiği hazineyi onunla keşfetti.
Bede'tü bi bismillahi rûhî bihihtedet
بَدَأْتُ بِبِسْمِ اللهِ رُوحِي بِهِ اهْتَدَتْ
1
İlâ keşfi esrârin bi bâtınihintavet
إِلٰى كَشْفِ أَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ
 
 
Ardından mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı Hz. Muhammed'e (s.a.s.) salavat getirdim.
Ve salleytü bissânî alâ hayri halkıhî
وَصَلَّيْتُ بِالثَّانِي عَلَى خَيْرِ خَلْقِهِ
2
Muhammedin men zâhad dalâlete velğalet
مُحَمَّدٍ مَنْ زَاحَ الضَّلاَلَةَ وَالْغَلَتْ
 
 
Allah'ım! Senin ismine dayanarak dua ediyorum. Allah, Ehad ve Bedi' isimlerini şefaatçi kılıp niyazla senden istiyorum.
İlâhi lekad aksemtü bismike dâıyen
إِلٰهِي لَقَدْ أَقْسَمْتُ بِاسْمِكَ دَاعِيًا
3
Bi âcin ve mâhûcin celet fetecelcelet
بِآجٍ وَمَاهُوجٍ جَلَتْ فَتَجَلْجَلَتْ
 
 
Kadri yüce olan ism-i azamınla senden istiyorum, Yâ İlahi işlerimi kolaylaştır.
Seeltüke bi ismil muazzami kadruhû
سَئَلْتُكَ بِالْإِسْمِ الْمُعَظَّمِ قَدْرُهُ
4
Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet
وَيَسِّرْ أُمُورِي يَا إِلٰهِي بِصَلْمَهَتْ
 
 
Yâ Hayyu Yâ Kayyum! Allah Ehad, Bedi' ve Bâsıt isimlerini şefaatçi kılarak sana yalvarıyorum.
Ve yâ hayyü yâ kayyûmü edûke râciyen
وَيَا حَيُّ يَا قَيُّومُ أَدْعُوكَ رَاجِيًا
5
Bi âcin eyûcin celcelûtin helhelet
بِآجٍ اَيُوجٍ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْ
 
 
Ey yaratma mertebelerinin en yükseğinde bulunan Allah'ım! Sabit ve Cebbar isimlerinin hakkı, uyumaz sıfatın ve ateşleri söndüren Halim isminin hürmetine bu fitne ateşi sönsün.
Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın
بِصَمْصَامٍ طَمْطَامٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخٍ
6
Bi mıhrâşin mihrâşin bihin nâru uhmidet
بِمِحْرَاثِ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ أُخْمِدَتْ
 
 
Ey her derde ve her işe anında müdahale eden ve darda kalanların yakarışlarına cevap veren Allah'ım! Bedi, Ehad ve Basıt isimlerinle sana yalvarıyorum.
Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin
بِآجٍ اَهُوجٍ يَا إِلٰهِي مُهَوِّجٍ
7
Ve yâ celcelûtin bil icâbeti helhelet
وَيَا جَلْجَلُوتٍ بِالْإِجَابَةِ هَلْهَلَتْ
 
 
Kayyum ismin hürmetine, kalbimi kirlerinden temizleyerek ihya et. Ona senin sırrın yerleşip ışık saçsın.
Li tuhyî hayâtel kalbi min denesin bihî
لِتُحْيِيَ حَيَاةَ الْقَلْبِ مِنْ دَنَسٍ بِهِ
8
Bi kayyûmin kâmes sirru fîhi ve eşrakat
بِقَيُّومٍ قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَأَشْرَقَتْ
 
 
O sırrın nurunun parıltılarından üzerimde bir aydınlık bulunsun. Böylece yüzümde bir ışık zuhur edip parlasın.
Aleyye dıyâün min bevârikı nûrihî
عَلَيَّ ضِيَاءٌ مِنْ بَوَارِقِ نُورِهِ
9
Felâha alâ vechî senâün ve ebrakat
فَلاَحَ عَلَى وَجْهِي سَنَاءٌ وَأَبْرَقَتْ
 
 
Kerim olan Mevla'mızın hikmetiyle kalbimin üzerine rahmet sağanakları dökülsün ve dilim kalbimin tercümanı olarak o rahmet hazinelerini terennüm etsin.
Ve subbe alâ kalbî şeâbîbû rahmetin
وَصُبَّ عَلَى قَلْبِي شَآبِيبُ رَحْمَةٍ
10
Bi hıkmeti mevlânel kerîi fe entakat
بِحِكْمَةِ مَوْلٰينَا الْكَرِيمِ فَأَنْطَقَتْ
 
 
Her yandan beni nurlar kuşatsın da büyük Mevla'mızın heybeti bizi yüceltsin.
Ehâtat biyel envâru min külli cânibin
أَحَاطَتْ بِيَ الْأَنْوَارُ مِنْ كُلِّ جَانِبٍ
11
Ve heybetü mevlânel azıymi binâ alet
وَهَيْبَةُ مَوْلٰينَا الْعَظِيمِ بِنَا عَلَتْ
 
 
Seni tesbih ederim, ey yaratma ve yoktan var etme mertebesinin en yükseğinde bulunan ve ölüleri kerimane dirilten Allahım!
Fe sübhânekellâhümme yâ hayra bâriin
فَسُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ يَا خَيْرَ خَالِقٍ
12
Ve yâ hayra hallâkın ve ekrame men beat
وَيَا خَيْرَ خَلَّاقٍ وَأَكْرَمَ مَنْ بَغَتْ
 
 
Bir araya getirilmiş heca (mukattaa) harflerinin hakkı için beni maksatlarıma ve her türlü ihtiyaçlarıma erdir.
Fe bellığnî kasdî ve külle meâribi
فَبَلِّغْنِي قَصْدِي وَكُلَّ مَأٰرِبِي بِحَقِّ
13
Bi hakkı hurûfin bil hicâi tecemmeat
حُرُوفٍ بِالْهِجَاءِ تَجَمَّعَتْ
 
 
Yüce ismi azamın ve Kur'anın her tarafı kuşatan nuruyla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine; yüce olan ruhların ve ism-i azamının nuru hürmetine..
Bi sirri hurûfin ûdiat fî azıymetî
بِسِرِّ حُرُوفٍ أُودِعَتْ فِي عَزِيمَتِي
14
Bi nûri senâil ismi ver rûhi kad alet
بِنُورِ سَنَاءِ الْإِسْمِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ
 
 
Nurlardan üzerime ışık saçacak bir feyiz akıt ve Nur isminle ölü kalbimin cansızlığını giderip hayatlandır.
Efıd lî minel envâri feydate müşrıkın
أَفِضْ لِي مِنَ الْأَنْوَارِ فَيْضَةَ مُشْرِقٍ
15
Aleyye ve ahyî meyte kalbî bi taytafet
عَلَيَّ وَأَحْيِى مَيْتَ قَلْبِي بِطَيْطَغَتْ
 
 
Allah'ım! Hakim isminle bana bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımın ellerini benden çektir.
Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten
أَلَا وَأَلْبِسَنِّي هَيْبَةً وَجَلَالَةً
16
Ve küffe yedel a'dâi annî bi ğalmehet
وَكُفَّ يَدَا الْأَعْدَاءِ عَنِّي بِعَلْمَهَتْ
 
 
Kadri yüce Selam, Aziz ve Celil isimlerinin hürmetine benimle her türlü düşman ve hasetçi arasına perdeler koyarak beni onların kötülüklerinden koru.
Elâ ve ahcübennî min adüvvin ve hâsidin
أَلَا وَاحْجُبَنِّي مِنْ عَدُوٍّ وَحَاسِدٍ
17
Bi hakkı şemâhın eşmehın sellemet semet
بِحَقِّ شَمَاخٍ أَشْمَخٍ سَلَّمَتْ سَمَتْ
 
 
Bu korumayı Celil, Rauf, Münezzeh, Kuddüs ve kendisiyle karanlıkların dağıldığı Rahim isimlerinin nuruyla lütfet.
Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَشَرَنْطَخٍ
18
Bi kuddûsin berkûtin bihiz zulmetüncelet
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ
 
 
Ey Rabbim! İsm-i Azam'ının nuru ile ihtiyaçlarımı gider ve Hayy isminle hacetimi süratle yerine getir.
Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî
أَلَا وَاقْضِ يَا رَبَّاهُ بِالنُّورِ حَاجَتِي
19
Bi nûri eşmehın celyâ serîan kadinkadat
بِنُورِ أَشْمَخٍ جَلْيًا سَرِيعًا قَدِ انْقَضَتْ
 
 
Allah'ım! Mabud, Hu, Samed, Şehid ve Kafi isimlerinin hürmetine işlerimi kolaylaştır.
Biyâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ نَمُوهٍ اَصَالِيًا
20
Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet
وَيَا عَالِيًا يَسِّرْ أُمُورِي بِصَيْصَلَتْ
 
 
Ey celal sahibi ve ey Halim! Senin yardımınla açılacak bir ilmin sırlarıyla bana bir ikram lütfeyle.
Ve emnahnî yâ zel celâli kerâmeten
وَامْنَحْنِي يَا ذَا الْجَلَالِ كَرَامَةً
21
Bi esrâri ılmin yâ haliymü bikencelet
بِأَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ
 
 
Sırları kesin ve inkişaf etmiş Kuranı Hakimin nurani ve açık ifadeleriyle beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar.
Ve hallısnî min külli hevlin ve şiddetin
وَخَلِّصْنِي مِنْ كُلِّ هَوْلٍ وَشِدَّةٍ
22
Eyâ câbiral kalbil kesiyri minel habet
بِنَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ أَسْبَلَتْ
 
 
Ey celal sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp saran Cabir! “Kün(Ol!)” emrinin “Kaf” harfi hürmetine beni koru.
Ve ahrisnî yâ zelcelâli bi kâfi kün
وَاحْرُسْنِي يَا ذَا الْجَلَالِ بِكَافِ كُنْ
23
Bi nassı hakıymin kâtııs sırri esbelet
أَيَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْ
 
 
Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve hayırlı bir sahile çıkmayı nasip eyle. Sensin benim sığınağım. Sıkıntılar ancak seninle ortadan kalkar.
Ve sellim bi bahrin ve a'tınî hayra berrihâ
وَسَلِّمْ بِبَحْرٍ وَأَعْطِنِي خَيْرَ بَرِّهَا
24
Fe ente melâzi vel kürûbi bikencelet
فَأَنْتَ مَلَاذِي وَالْكُرُوبُ بِكَ انْجَلَتْ
 
 
Rahmet olan yağmurun sağanağı gibi üzerime (maddimanevi) rızık yağdır. Her ne kadar günahta aşırı gitseler de alemlerin ümidi yalnız Sensin.
Ve subbe aleyyer rizka sabbete rahmetin
وَصُبَّ عَلَيَّ الرِّزْقَ صَبَّةَ رَحْمَةٍ
25
Fe ente racâül âlemiyne velev tağat
فَاَنْتَ رَجَاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْ
 
 
Ey celal sahibi! Basir isminin hürmetine düşmanlarımızı sağır dilsiz, kör ve konuşamaz eyle.
Ve asmim ve ebkim sümme a'mi adüvvena
وَأَصْمِمْ وَأَبْكِمْ ثُمَّ أَعْمِ عَدُوَّنَا
26
Ve ahrıshüm yâ zelcelâli bi havsemet
وَأَخْرِسْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِحَوْسَمَتْ
 
 
Alim ve Ğani ve Sabur isimlerinle beraber İsm-i Azam'ın kalasına sığınarak yanlışlıktan korunurum.
Ve fi havsemin mea devsemin ve berâsemin
وَفِي حَوْسَمٍ مَعَ دَوْسَمٍ وَبَرَاسَمٍ
27
Tehassantü bil ismil azıymi minelğalet
تَحَصَّنْتُ بِالْإِسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْ
 
 
Bütün âlemlerin kalplerine ülfet ve ünsiyet bahşet - gönül kapılarını İlâhî hakikatlere aç! Fettâh ismin hürmetine! Bana, rıza ve makbuliyet libasını giydir!
Ve a'tıf kulûbel âlemiyne bi esrihâ
وَأَلِّفْ قُلُوبَ الْعَالَمِينَ جَمِيعَهَا
28
Aleyye ve elbisennî kabûlen bi şelmehet
عَلَيَّ وَأَعْطِنِي الْقَبُولَ بِشَلْمَهَتْ
 
 
Yâ ilahi! Yüceler yücesi isimlerin hürmetine işlerimizi kolaylaştır ve bize izzet ve yücelik ver.
Ve yessir ümûrana yâ ilâhî ve a'tınâ
وَيَسِّرْ أُمُورِي يَا إِلٰهِي وَأَعْطِنِي
29
Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşhamet
مِنَ الْعِزِّ وَالْعُلْيَا بِشَمْخٍ وَاَشْمَخَتْ
 
 
Üzerimize af örtüsünü ger ve kalplerimize şifa ver. Kalpleri temizleyip şifaya kavuşturan yalnız sensin.
Ve esbil aleynes setra veşfi kulûbenâ
وَأَسْبِلْ عَلَيْنَا السِّتْرَ وَاشْفِ قُلُوبَنَا
30
Fe ente şifâün lil kulûbi minel ğaset
فَأَنْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَثَتْ
 
 
Allahım, Hu ismin hürmetine bütün rızkımızda bize bereket ihsan eyle ve güçlük düğümlerini çöz de rahatlayalım.
Ve bâriklenallâhümme fi cem'ı kesbinâ
وَبَارِكْ لَنَا اللّٰهُمَّ فِي جَمْعِ كَسْبِنَا
31
Ve hulle ukûdel usri biyâyûhin irtehat
وَحُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهٍ اِرْتَحَتْ
 
 
Ey gerçek Mabud, yâ Hu ve yâ Hayrel Halikin! Ve ey bizim için rızıklar onun cömertliğinden coşup gelen.
Biyâhin ve yâyûhin ve yâ hayra bâzihın
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ ويَا خَيْرَ بَازِخٍ
32
Ve yâ men lenel erzâku min cûdihî nemet
وَيَا مَنْ لَنَا الْأَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْ
 
 
Her yönden gelen düşmanı senin yardımınla def ederiz. Sen de ism-i azamınla onları uzağa atar ve dağıtırsın.
Neruddü bikel a'dâe min külli vichetin
نَرُدُّ بِكَ الْأَعْدَاءَ مِنْ كُلِّ وِجْهَةٍ
33
Ve bil ismi termîhim minel bu'di bişşetet
وَبِالْإِسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْ
 
 
Ey Celal sahibi! Çöl kelerinin(kertenkele) yanına koşarak gelip şikayetini arz ettiği zatın (a.s.m.) hürmetine onları yüzüstü ve yardımsız bırakarak zelil eyle.
Ve ahzilhüm yâ zelcelâli bi fadli men
وَاخْذُلْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِفَضْلِ مَنْ
34
İleyhi seat dabbül felâti ve kad şeket
إِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلَاةِ وَقَدْ شَكَتْ
 
 
Yâ ilahi benim ümidim ve seyyidim yalnız sensin. Bana karşı toplanıp hazırlanmış küfür ordusunun düzenini dağıt ve onları hezimete uğrat.
Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî
فَأَنْتَ رَجَائِي يَا إِلٰهِي وَسَيِّدِي
35
Fe fülle lemîmel ceyşi in râme bî abet
فَفُلَّ لَمِيمَ الْجَيْشِ إِنْ رَامَ بِي عَبَتْ
 
 
Kur'an-ı Hakim'de kasem ve yeminle başlayan sure ve ayetlerin hürmetine, bütün zararlıların hile ve tuzaklarını benden defet.
Ve küffe cemiyâl mudırrîne keydehüm
وَكُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ
36
Ve annî bi aksâmike hatmen ve mâ havet
وَعَنِّي بِأَقْسَامِكَ حَتْمًا وَمَا حَوَتْ
 
 
Ey eski ümmetlerden beri kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı olan Mes'ul, ihsanda bulunanların en mükemmeli olan Kerim ve ümit kapılarının en değerlisi olan Me'mul!
Fe yâ hayra mes'ûlin ve ekrame men a'ta
فَيَا خَيْرَ مَسْؤُولٍ وَأَكْرَمَ مَنْ أَعْطَى
37
Ve yâ hayra me'mûlin ilâ ümmetin halet
وَيَا خَيْرَ مَأْمُولٍ إِلَى أُمَّةٍ خَلَتْ
 
 
Ey Nur isminin sahibi olan Allah'ım! O ism-i şerifin hakkı için, yıldızımın meşalesini güzellik ve nur ile yak ki, çağlar, asırlar boyu parlamaya devam etsin.
Ekıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten
أَقِدْ كَوْكَبِي بِالْإِسْمِ نُورًا وَبَهْجَةً
38
Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet
مَدٰى الدَّهْرِ وَالْأَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْ
 
 
Ey Ehad, Bedi, Aziz ve Celil olan Allah'ım! Senin bütün güzel isimlerin Sonsuz haşmet ve azametiyle sürekli parlamaktadır.
Biâcin âhûcin celmehûcin celâletin
بِاٰجٍ أَهُوجٍ جَلْمَهُوجٍ جَلَالَةٍ
39
Celîlin celcelûtin cemâhin temehracet
جَلِيلٍ جَلْجَلِيُّوتٍ جَمَاهٍ تَمَهْرَجَتْ
 
 
Ey Evvel ve Ahir olan Allah'ım! Bütün mahlukatın arzu ve ihtiyaçlarına cevap veren güzel isimlerini zikrederek onların bereketine sığınıyorum.
Bi ta'dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin
بِتَعْدَادِ أَبْرُومٍ وَسِمْرَازِ أَبْرَمٍ
40
Ve behrati tibrîzin ve ümmin teberreket
وَبَهْرَتِ تِبْرِيزٍ وَأُمٍّ تَبَرَّكَتْ
 
 
Nur kandili gizliden gizliye tutuşturulur. Kandiller kandili gizli olarak nurlanır.
Tükâdü sirâcün nûri sirran beyâneten
تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً
41
Tükâdü sirâcüs sürci sirran tenevverat
تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْ
 
 
Dalalet ve inkarcılık ateşi; celal, kibriya, izzet, azamet ve rahmetinle ve Kuddüs isminin nuruyla söndürülür.
Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın
بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَشَرَنْطَخٍ
42
Bi kuddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ أُخْمِدَتْ
 
 
Mabudu bil hak olan yüce Allah; Hu, Kahhar, Cebbar, Samed, Şehid ve Selam isimlerinin tecellisiyle düşmanın küfür ve fitne ateşini söndürür.
Biyâhin ve yâyûhin nümûhin esâliyen
بِيَاهٍ وَيَايُوهٍ نَمُوهٍ اَصَالِيًا
43
Bi tamtâmin mihrâşin li nâril ıdâ semet
بِطَمْطَامٍ مِهْرَاشٍ لِنَارِ الْعِدَا سَمَتْ
 
 
O nur; gerçek Ma'bud, Hak olan ve hakkı gerçekleştiren Cemil, Vedud ve Mucib olan zatın isimlerinin tecellisi ve yardımıyla insanlara kendini sevdirecektir.
Bi hâlin ehîlin şel'ın şel'ûbin şâliın
بِهَالٍ أَهِيلٍ شَلْعٍ شَلْعُوبٍ شَالِعٍ
44
Tahiyyin tahûbin taytahûbin tayyattahet
طَهِىّيٍ طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَطَّهَتْ
 
 
Ey Kayyum ve Vekil olan ve bütün ayetlerinin hikmetlerini yalnız kendisi bilen Allah'ım! Hannan isminin hürmetine dualarımı kabul et.
Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet
اَنُوخٍ بِيَمْلُوخٍ وَاَبْرُوخٍ أُقْسِمَتْ
45
Bi temliyhı âyâtin şemûhın teşemmehat
بِتَمْلِيخِ اٰيَاتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْ
 
 
Ey bütün sırlara vakıf olan Allah'ım! Mubdi ve Muid isimlerinin hürmetine bize şefkat ve merhametinle muamele et.
Ebâzîha beyzûhın ve zeymûhın ba'dehâ
اَبَازِيخَ بَيْذُوخٍ وَزَيْمُوخٍ بَعْدَهَا
46
Hamârûhı yeşrûhın bi şerhın teşemmehat
خَمَارُوخٍ يَشْرُوخٍ بِشَرْخٍ تَشَمَّخَتْ
 
 
Her hak sahibinin hakkını layıkıyla veren, her varlığın ihtiyacını adaletle gideren Adl ve haklıyı haksızdan ayıran hüküm sahibi Hakem isimlerinin tecellisiyle dünya tahripten kurtulur ve tamir edilir.
Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba'dehâ
بِبَلْخٍ وَسِمْيَانٍ وَبَازُوخٍ بَعْدَهَا
47
Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat
بِذَيْمُوخٍ اَشْمُوخٍ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْ
 
 
Hak isminin hürmetine duamı kabul et, benim yanımda ol, düşmanlarıma karşı bana kafi gel. Çünkü artık onlar çok ileri gittiler.
Bi şelmehatin akbil düâi ve kün meıy
بِشَلْمَخَتٍ اِقْبَلْ دُعَائِي وَكُنْ مَعِي
48
Ve kün lî minel a'dâi hasbî fe kad beğat
وَكُنْ لِي مِنَ الْأَعْدَاءِ حَسْبِي فَقَدْ بَغَتْ
 
 
Ey Rab, ey Rahman! Sen hak Ma'budsun. Ey kuvvetli yardımcım! Şiddetli fırtınalar peş peşe kopmaktadır.
Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ
فَيَا شَمْخَثَا يَا شَمْخَثَا أَنْتَ شَمْلَخَا
49
Ve yâ aytalâ hatlür riyâhı tehalhalet
وَيَا عَيْطَلَا هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْ
 
 
Korunmak ve düşmana şiddetli hücum gerçekleştirmek ancak senin yardımınladır. Senin yüce kapına sığınanın karanlığı dağılır.
Bikel havlü ves savlüs şedîdü li men etâ
بِكَ الْحَوْلُ وَالصَّوْلُ الشَّدِيدُ لِمَنْ أَتَى
50
Libâbi cenâbike veltecâ zulmetüncelet
لِبَابِ جَنَابِكَ وَالْتَجَى ظُلْمَةُ انْجَلَتْ
 
 
Ta-Ha, Ya-Sin, Ta-Sin ve Ta-Sin-Mim ile bize yönelip gelen bir saadete ermek için bizim yardımcımız ol.
Bi tâha ve yâsîn ve tâsîn kün lenâ
بِطٰهٰ وَيٰسۤ وَطٰسۤ كُنْ لَنَا
51
Bi tâsim mîmin lis seâdetıkbelet
بِطٰسۤمۤ لِلسَّعَادَةِ اَقْبَلَتْ
 
 
Kaf-Ha-Ya-Ayn-Sad ile, bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı korunuruz ve bu bize yeter.
Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ
وَكَافٍ وَهَايَاءٍ وَعَيْنٍ وَصَادِهَا
52
Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet
كِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْ
 
 
Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf tüm kötülüklerden bizi koruyan sığınağımız olsun.
Bi hâmîme aynin sümme sînin ve kâfihâ
بِحَامِيمَ عَيْنٍ ثُمَّ سِينٍ وَقَافِهَا
53
Hımâyetünâ minhel cibâlü tezelzelet
حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ بِشَلْمَهَتْ
 
 
Kaf, Nun, ve Ha-Mim ile ve Duhan suresindeki muhkem kılınmış olan sır ile bu himayeyi gerçekleştir.
Bi kâfin ve nûnin sümme hâmîmin ba'dehâ
بِقَافٍ وَنُونٍ ثُمَّ حَامِيمٍ بَعْدَهَا
54
Ve fî sûretid dühâni sirran kad uhkimet
وَفِي سُورَةِ الدُّخَانِ سِرًّا قَدْ أُحْكِمَتْ
 
 
Elif-Lam ile Nisa, Maide, En'am ve nurlu kılınmış Nur sureleri hürmetine.
Bi elifin ve lâmin ven nisâ ve ukûdihâ
بِأَلِفٍ وَلَامٍ وَالنِّسَاءِ وَعُقُودِهَا
55
Ve fî sûretil en'âmi ven nûri nüvvirat
وَفِي سُورَةِ الْأَنْعَامِ وَالنُّورِ نُوِّرَتْ
 
 
Elif-Lam-Ra sırrı ve isminin(İsm-i Azam'ının) nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim.
Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ
وَأَلِفٍ وَلَامٍ ثُمَّ رَاءٍ بِسِرِّهَا
56
Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet
عَلَوْتُ بِنُورِ الْإِسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْ
 
 
Elif-Lam-Mim-Ra (Ra'd suresinin önce “Elif ve Lam”ının, sonra “Mim ve Ra” harfinin sırrı) ile yüce olan ruhaniler ve melekler meclisine yükseldim.
Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ
وَأَلِفٍ وَلَامٍ ثُمَّ مِيمٍ وَرَائِهَا
57
İlâ mecmeıl ervâhı ver rûhı kad alet
إِلٰى مَجْمَعِ الْاَرْوَاحِ وَالرُّوحِ قَدْ عَلَتْ
 
 
Kitabın (Kur'an'ın) bütün Hâ Mîm' lerinin sırrıyla üzerime Nûr isminin fazlı aksın, ey bölümlere ayrılmış Nûr!
Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîıhâ
بِسِرِّ حَوَامِيمِ الْكِتَابِ جَمِيعِهَا
58
Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru uksimet
عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ اُقْسِمَتْ
 
 
Amme, Abese, Naziat, Tarık, Vessemai zatil buruci ve Zilzal surelerinin hürmetine!
Bi amme abese ven nâziâti ve târikın
بِعَمَّ عَبَسَ وَالنَّازِعَاتِ وَطَارِقٍ
59
Ve fî vessemâi zâtil bürûci ve zülzilet
وَفِي وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ وَزُلْزِلَتْ
 
 
Tebareke, Nun, Seele sâilun, Tehmiz, İzeşşemsu kuvvirat surelerinin hakkı için!
Bi hakkı tebâreke sümme nûnin ve sâilin
بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَسَائِلٍ
60
Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi küvvirat
وَفِي سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَالشَّمْسِ كُوِّرَتْ
 
 
Zariyat, Necm ve Kamer surelerinin hürmetine bütün işlerimi bana yakınlaştırıp kolaylaştır!
Ve bizzâriyâtiz zerri ven necmi iz hevâ
وَبِالذَّارِيَاتِ الذَّرِّ وَالنَّجْمِ اِذَا هَوَى
61
Ve bıkterabet liyel ümûru tekarrabet
وَبِاِقْتَرَبَتْ لِيَ الْاُمُورُ تَقَرَّبَتْ
 
 
Hizb hizb, ayet ayet, okuyucuların okudukları ve inmiş olanlar adedince Kur'an surelerinin hakkı için.
Ve fî süveril kur'âni hızben ve âyeten
وَفِي سُوَرِ الْقُرْاٰنِ حِزْبًا وَاٰيَةً
62
Adede mâ karael kârî ve mâ kad tenezzelet
عَدَدَ مَا قَرَأَ الْقَارِئُ وَمَا قَدْ تَنَزَّلَتْ
 
 
Ey Mevlam! Kendilerine kitaplar indirdiğin her peygambere ihsanda bulunduğun lütuflarına ve fazlına dayanarak sana yalvarıyorum!
Fe es'elüke yâ mevlâye fî fadlikellezî
فَأَسْئَلُكَ يَا مَوْلَايَ بِفَضْلِكَ الَّذِي
63
Alâ külli mâ enzelte kütben tefaddalet
عَلَى كُلِّ مَا أَنْزَلْتَ كُتُبًا تَفَضَّلَتْ
 
 
Ey Hayy ve Kayyum olan Allah'ım! Senin her şeye gücü yeten ve kudretiyle bütün varlık alemini kuşatan Kadir ve Cebbar isimlerinin üzerine kasem ederek sana yalvarıyorum.
Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin
بِاٰهِيًّا شَرَاهِيًّا أَذُونَايِ صَبْوَةٍ
64
Asbâvüsin âli şeddâye aksemtü bi taytağat
أَصْبَاؤُوثٍ اٰلِ شَدَّايَ أَقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْ
 
 
Ey Allamü'l-Ğuyub olan Allah'ım! Fetih kapılarını ve gayb alemlerinin sırlarını açan Fettah isminin nuruyla ve Senin inayetinle fetihler nasip olur.
Bi sirri büdûhın exhezetın betadin zehecin
بِسِرِّ بُدُوحٍ اَجْهَزَطٍ بَطَدٍ زَهَجٍ
65
Bivâhıl vehâ bil fethı ven nasri esreat
بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَالنَّصْرِ أَسْرَعَتْ
 
 
Âyetü'l-Kübrâ hürmetine beni kurtar, emanet ve emniyet ver.
Bi nûri feceşin mea sazhazin yâ seyyidî
بِنُورِ فَجَشٍ مَعَ ثَظْخَزٍ يَا سَيِّدِي
66
Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet
وَبِالْأٰيَةِ الْكُبْرَى آمِنِّي مِنَ الْفَجَتْ
 
 
Esmâ-i Hüsna hakkı için beni dağınıklıktan koru.
Bi hakkı fekacin mea mahmetin yâ ilâhena
بِحَقِّ فَقَجٍ مَعَ مَخْمَةٍ يَا إِلٰهَنَا
67
Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet
بِأَسْمَائِكَ الْحُسْنَى أَجِرْنِي مِنَ الشَّتَتْ
 
 
Bu harfler nur harfleridir ve Merih yıldızı gibi yüksek ve alidir. Manevi karanlıklar-zulmetler Asa-yı Musa ile dağılır.
Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat
حُرُوفٌ لِبَهْرَامٍ عَلَتْ وَتَشَامَخَتْ
68
Ve ismü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet
وَاسْمُ عَصَا مُوسٰى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْ
 
 
Bunların sırrını kendime şefaatçi ederek Senden niyazda bulunuyorum. Bu, insanların kendisiyle doğru yolu bulduğu zillet ve tevâzû sahibi birinin tevessülü gibi olsun.
Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِسِرِّهَا
69
Tevessüle zî züllin bihin nasühtedet
تَوَسُّلَ ذِي ذُلٍّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْ
 
 
Ey merhametli rabbim! Bunlar öyle harflerdir ki, manaları sebebiyle çağlar boyu üstünlük kendilerine bahşedilmiş ve yüceltilmişlerdir.
Hurûfün bi ma'nâhâ lehel fadlü şürrifet
حُرُوفٌ بِمَعْنَاهَا لَهَا الْفَضْلُ شُرِّفَتْ
70
Meden dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet
مَدٰى الدَّهْرِ وَالْأَيَّامِ يَا رَبِّ انْحَنَتْ
 
 
Ey Allahım! Gerçekten bütün ayetler ve ihtiva ettikleriyle sana tevessülde bulunarak yalvardım.
Deavtüke yâ allâhü hakkan ve innenî
دَعَوْتُكَ يَا اَللهُ حَقًّا وَإِنَّنِي
71
Tevesseltü bil âyâti cem'an bi mâ havet
تَوَسَّلْتُ بِالْاٰيَاتِ جَمْعًا بِمَا حَوَتْ
 
 
İşte o nur harflerinin havassını bende topla, Her türlü hayrın sayelerinde tamamlandığı manalarını gerçekleştir.
Fetilke hurûfün nûri fecma' havâssahâ
فَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَاصَّهَا
72
Ve hakkık meânîhâ bihil hayru tümmimet
وَحَقِّقْ مَعَانِيَهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْ
 
 
Bana itaat eden yardımcı bir hizmetçi gönder. Onunla sıkıntım ortadan kalksın.
Vahdurnî avnen hadîmen müsehharan
وَأَحْضِرْنِي عَوْنًا خَدِيمًا مُسَخَّرًا
73
Tuheymefyâîlü bihil kürbetüncelet
طُهَيْمَفَيَائِيلَ بِهِ الْكُرْبَةُ انْجَلَتْ
 
 
Ümmü'l-Kitab olan Fatiha Suresi ve onu takip eden sureler hürmetine bu konuda bana itaat edecek bir hizmetçi musahhar kıl.
Fe sehhır lî fîhâ hadîmen yütıy'uni
فَسَخِّرْ لِي فِيهَا خَدِيمًا يُطِيعُنِي
74
Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet
بِفَضْلِ حُرُوفِ أُمِّ الْكِتَابِ وَمَا تَلَتْ
 
 
Ey mevlam! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle (İsm-i A'zamınla) sana yalvarıyorum.
Ve es'elüke yâ mevlâye fismikellezî
وَأَسْئَلُكَ يَا مَوْلَايَ فِي اسْمِكَ الَّذِي
75
Bihî izâ düıye cem'ul ümûri teyesserat
بِهِ إِذَا دُعِيَ جَمْعُ الْاُمُورِ تَيَسَّرَتْ
 
 
İlahi! Peygamberlerin sana yaklaşmak için vesile ettikleri hürmetine zayıflığıma merhamet et. Günahlarımı bağışla.
İlâhi ferham da'fi vağfirlî zelleti
إِلٰهِي فَارْحَمْ ضَعْفِي وَاغْفِرْ لِي زَلَّتِي
76
Bi mâ kad deatkel enbiyâü ve tevesselet
بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الْأَنْبِيَاءُ وَتَوَسَّلَتْ
 
 
Ey yaratıcım ve seyyidim! İhtiyacımı yerine getir! İşlerim sana havaledir.
Eyâ hâlikıy yâ seyyidî ıkdı hâcetî
أَيَا خَالِقِي يَا سَيِّدِي اقْضِ حَاجَتِي
77
İleyke ümûrî yâ ilâhî tesellemet
إِلَيْكَ أُمُورِي يَا إِلٰهِي تَسَلَّمَتْ
 
 
Yâ Rabbi! Hz. Muhammed'i (a.s.m.) ve burada cem edilen güzel isimlerini şefaatçi kılarak, vesile ederek senden niyaz ediyorum.
Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi ahmedâ
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِأَحْمَدَا
78
Ve esmâikel husnelletî hiye cümmiat
وَأَسْمَائِكَ الْحُسْنٰى الَّتِي هِيَ جُمِّعَتْ
 
 
Yâ ilahi! Yersiz bir bakışa kadar tüm hatalarından tevbe etmeyi şu miskin kuluna lütfeyle ve hatalarını affet.
Fe cüd va'fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin
فَجُدْ وَاعْفُ وَاصْفَحْ يَا إِلٰهِي بِتَوْبَةٍ
79
Alâ abdikel miskîni min nazratin abet
عَلٰى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْ
 
 
Beni hayır ihlas ve takvaya muvaffak kıl ve yüce toplulukla birlikte beni Firdevs Cennetine yerleştir.
Ve veffıknî lil hayri ves sıdkı vettükâ
وَوَفِّقْنِي لِلْخَيْرِ وَالصِّدْقِ وَالتُّقَى
80
Ve eskinennil firdevse mea firkatin alet
وَأَسْكِنَنِّي الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْ
 
 
Hayatımda da, ölüp kabrin karanlığına vardığımda da bana merhametli ol ve böylece o karanlık nura açılsın.
Ve kün bî raûfen fî hayâti ve ba'de mâ
وَكُنْ بِي رَؤُوفًا فِي حَيَاتِي وَبَعْدَمَا
81
Emûtü ve elkâ zulmetel kabrin celet
أَمُوتُ وَأَلْقٰى ظُلْمَةَ الْقَبْرِ انْجَلَتْ
 
 
Yâ ilahi ne olur mahşerde amel sahifemi lütfunla ak eyle! Eğer hafif gelecek olursa sevap terazimi ağırlaştır.
Ve fil haşri beyyıd yâ ilâhî sahîfetî
وَفِي الْحَشْرِ بَيِّضْ يَا إِلٰهِي صَحِيفَتِي
82
Ve sekkıl mevâzînî bi lutfike in eraddet
وَثَقِّلْ مَوَازِينِي بِلُطْفِكَ إِنْ خَفَّتْ
 
 
Beni keskin sırat köprüsünden koşarak geçir ve o büyük Cehennem ateşinden ve içindeki dehşetli azaptan koru.
Ve cevviznî haddes sırâtı mûhervilen
وَجَوِّزْنِي حَدَّ الصِّرَاطِ مُهَرْوِلاً
83
Vahminî min harri nârin ve mâ havet
وَاحْمِنِي مِنْ حَرِّ نَارٍ وَمَا حَوَتْ
 
 
İşlediğim her günahtan dolayı beni affet. Çok da olsa büyük günahlarımı bağışla.
Ve sâmıhî min külli zenbin ceneytühû
وَسَامِحْنِي مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ جَنَيْتُهُ
84
Vağfir hatıy'atiyel ızâme ve in alet
وَاغْفِرْ خَطِيئَاتِي الْعِظَامَ وَإِنْ عَلَتْ
 
 
Bu; indirilen levhadaki sırlardan bir sır ile, özel olarak seçtiğim kimseye onların mühürleridir! Başka bir meal: Bu isimler onların sonuncusudur. Bu sırlar da Levh-i Mahfuzdan indirilmiş olan isimlere aittir.
Fe hâzâ havâtimühünne men kad hassastühâ
فهٰذَا خَواتِمُهُنَّ مَنْ قَدْ خَصَّصْتُهَا
85
Bi sirrin minel esrâri fil levhı ünzilet
بِسِرٍّ مِنَ الْأَسْرارِ فِي اللَّوْحِ أُنْزِلَتْ
 
 
Mühürden sonra onların başında ok gibi hizaya sokan sıralanmış üç sopa! Başının üzerinde iki misli yatırılmış çizgi. Başka bir meal: Üç asa; son isimden sonra yan yana dizilmişler, başlarına kılıç konmuş.
Selâsü ısıyyin suffifet ba'de hâtemin
ثَلاثُ عِصِيٍّ بَعْدَ خاَتَمٍ صُفِّقَتْ
86
Alâ ra'sihâ mislüs sihâmi tekavemmet
عَلَى رَأْسِهَا مِثْلُ السِّهَامِ تَقَوَّمَتْ
 
 
Ve sönük (tek gözlü mim) ebterdir, sonra merdiven! Ortasındaki iki esre ile. Başka bir meal: Ve bacağı silik bir mim, ardından gelen bir merdiven, ortasında iki esre.
Ve mîmün tamîsün ebteru sümme süllemü
وَمِيمٌ طَامِيمٌ سِينٌ أَبْتَرُ ثُمّ سُلَّمُ
87
Ve fi vasatihâ bil cerrateyni teşerbeket
وفِي وَسَطِهَا بِاالْجَرَّتَيْنِ تَشَرْبَكَتْ
 
 
Ve ondan sonra hayırlara ve yığılmış rızka işaret eden, hikaye (tarif) edilen dört parmak ucu. Başka bir meal: Ondan sonra da parmaklara benzeyen dört çizgi, gelecek olan hayır ve rızıklara işaret.
Ve erbeatün tühkil enâmile ba'dehâ
وَأَرْبَعَةٌ تُحْكِي الْأَنامِلَ بَعْدَهَا
88
Tüşîru ilel hayrâti ver rızka cümmiat
تُثِيرُ إِلَى الْخَيْراتِ والرِّزْقِ جُمِّعَتْ
 
 
İki gözlü “He” , sonra kıvrık “Vav” , hacamat yapanın tüpü gibi barındırdığı sırdan (alan)! Başka bir meal: Ve ikiye bölünmüş he harfi, ardından yay halinde bir vav harfi. Bu harfler içerdikleri sırların tesiri ile hacamatçının boynuzu gibi olmuşlar.
Ve hêün şekıykun sümme vâvün mükavvesün
وَهَاءٌ شَقِيقٌ ثُمَّ وَاوٌ مُقَوَّسٌ
89
Ke ünbûbi haccâmin mines sirri kad havet
كَأَنْبُوبِ حَجَّامٍ مِنَ السِّرِّ الْتَوَتْ
 
 
Ve onların sonunda başındaki gibi mühür var! Taşıdığı sır o beş esasta! Başka bir meal: Sonunda da köşeli bir mühür, baştakine benzer.
Ve evâhıruhâ mislül evâili hâtemün
وآخِرُهَا مِثْلُ الْأَوَائِلِ خاتَمٌ
90
Humâsiyyü erkânin bihis sirru kad havet
خُمَاسِيُّ أَرْكَانٍ بِهِ السِّرُّ قَدْحَوَتْ
 
 
Onüç'ten sonra onu değiştir! Onu saymada sakın vehme kapılma! (şüpheye düşüp vazgeçme) Başka bir meal: On sayısından sonra üçte doğruluktan ayrılarak vehme kapılıp saymaya kalkışma.
Fe addilhü min ba'di aşrin selâseten
فَعَدِّلْهُ مِنْ بعْدِ عَشْرٍ ثَلَاثةً
91
Ve lâ tekü fî ıhsâihâ mütevehhimet
ولاَتَكُ فِي إِحْصَائِهَا مُتَوَهِّمَتْ
 
 
Üç Tevrat'tan, hiçbir şüphe yok dört! Ve dört Meryem oğlu İsa'nın İncil'inden! Başka bir meal: Bunların üçü Tevrat'ta, şüphesiz dördü de Meryem oğlu İsa'nın İncil'indedir.
Selâsün minet tevrâti lâ şekke erbeu
ثَلاَثٌ مِنَ التَّوْرَاةِ لاَشَكَّ أَرْبَعُ
92
Ve erbeun min incîli ıysebnü meryemet
وَأَرْبَعٌ مِنْ إِنْجيلِ عيِسىٰ بْنِ مَرْيَمَتْ
 
 
Beş de Kur'an'dan. Onlar onun tamamıdır! Herbir mahluka apaçık, dilsiz değil! Başka bir meal: Kur'an'daki ise bunların tamamıdır. Konuşan konuşmayan herkes ondan faydalanır.
Ve hamsün minel kur'âni hünne temâmühâ
وخَمْسٌ مِنَ الْقُرْاٰنِ هُنَّ تَمَامُهَا
93
İlâ külli mahlûkın fesıyhın ve ebkemet
إِلَى كُلِّ مَخْلوقٍ فَصِيحٍ وَأَبْكَمَتْ
 
 
İşte bu Allah celle celalühü'nün ismidir. O'nun isimleri yeryüzünde yücedir. İkinci cümle farklı olarak: Ve O'nun ismi bütün yaratılmışların yanında yücedir.
Fe hâzâ ismüllâhi celle celâlühû
فَهٰذَا اسْمُ اللهِ جَلّ جَلاَلُهُ
94
Ve esmâühû ındel beriyyeti kad samet
وَأَسْمَائُهُ عِنْدَ البَرِيَّةِ قَدْ سَمَتْ
 
 
Ey okuyan! Bu Allah'ın ismidir! Dikkat et! Ruhun sönüp, pörsüyüp solmasın (irtidat etmesin)! Başka bir meal: Ey okuyan! İşte bu Allah'ın ismidir. Uyan ve şüpheye düşme. Ruhun zayıflayarak derelerde ve vadilerde gezmesin.
Fe hâzâ ismüllâhi yâ kâriüntebih
فَهٰذا اسْمُ اللهِ يَا قاَرِئُ انْتَبِهْ
95
Ve lâ tertedid teblî li rûhıke bil habet
وَلاَترْتَدِدْ تَبْلِي لِرُوحِكَ بالْخَبَتْ
 
 
Ey cahil! Bunlar Allah'ın isimleridir! İnan! Sakın şüphe etme! Ruhu telef edip cinayet işlemeyesin!
Fe hâzâ ismüllâhi yâ câhilu'tekıd
فَهٰذَا اسْمُ اللهِ يَا جَاهِلُ اعْتَقِدْ
96
Ve iyyâke teşkük tetlüfür rûha ve elcetet
وَإِيّاكَ تَشْكُكْ تَتْلُفُ الرُّوحَ وَالْجَنَتْ
 
 
Bu isimleri al ve gizle! İçlerinde saptırmayan sırlar vardır! Başka bir meal: Bu isimleri hakkı ile öğren ve sakla. Onda nice sırlar gizlidir.
Fe huz hâzihil esmâe hakkan ve ahfihâ
فَخُذْ هٰذِهِ الْأَسْماءَ حَقاًّ وَأَخْفِهَا
97
Fe fîha minel esrâri mâ lâ bihî levet
فَفِيهَا مِنَ الْأسْرارِ مَالاَ بِهِ لَوَتْ
 
 
Ezel bezmindeki söz, sözleşme, müjde ve öldükten sonraki dirilme bu isimle gerçekleşir. Böylece misk ve kafurla gerçekten söz sona erdi.
Bihel ahdü vel mîsâku vel va'dü vel likâ
بِهَا الْعَهْدُ وَالمْيِثَاقُ وَالْوَعْدُ وَأَلْقِيَا
98
Ve bil miski vel kâfûri hakkan kadıhtemet
وَبِالْمِسْكِ وَاْلكَافُورِ حَقًّا قَدِ اخْدَمَتْ
 
 
Bu sözleri sakın cahillere bildirme. Bu isimler bir kadının yanında olsaydı, bu isimlerdeki ilahi sırlardan dolayı yücelirdi.
Ve lâ tu'tı zel esmâi yevmen li câhilin
وَلاَ تُعْطِ ذَا الْأَسْمَاءِ يَوْماً لِجَاهِلٍ
99
Ve lev kâne mea ünsâ le kânet bihî semet
وَلَوْ كَانَ مَعْ أُنْثَى لَكَانَتْ بِهِ سَمَتْ
 
 
Bu isimleri duyan korkup kaçarsa, sen korkunun üzerine git. Bu esmaların sırlarından dolayı krallardan bile korkma.
Fe in kâne hâmilühâ minel havfi hâriben
فَإِنْ كَانَ حَامِلُهَا مِنَ الْخَوْفِ هَارِباً
100
Fe akbil ve lâ tahşel mülûke bi mâ havet
فَاقْبَلْ وَلاَ تَخْشَ الْمُلُوكَ بِمَا حَوَتْ
 
 
Cin çarparak sara hastalığına yakalanan, Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf sayesinde şifa bulur. Başka bir meal: Eğer cinlerden dolayı sara gibi olduysan, o zaman Ha-Mim i Ayn harfine çağır ve Ya Sah ismiyle kopar..
Fe in kâne masrûan minel cinni vâkıan
فَإِنْ كَانَ مَصْرُوعاً مِنَ الْجِنِّ وَاقِعاً
101
Fe hâmîme harfül ayni yâ sâhu kuttıat
فَحَامِيمُ حَرْفُ الْعَيْنِ يَا صَاحُ قُطِّعَتْ
 
 
Bu harfleri hastanın alnına yazarsın, resmedersin. İşte bunların hepsi Allah'ın yüce ve faziletli isimleridir.
Fe tersimü min fevkıl cebîni hurûfehâ
فَتَرْسِمُ مِنْ فَوْقِ الْجَبِينِ حُرُوفَهَا
102
Fe hâ hiye ismüllâhi cemiy'an tefaddalet
فَهَا هِيَ اسْمُ اللهِ جَمِيعاً تَفَضَّلَتْ
 
 
Şayet insan düşmanından korkuyorsa; ne kadar azgın olurlarsa olsunlar(bu isimler sayesinde) krallardan bile korkmaz.
Ve in kâne insânen yehâfü adüvvehû
وَإِنْ كَانَ إِنْسَاناً يَخَافُ عَدُوَّهُ
103
Ve lâ tahşe min be'sil mülûki velev tağat
وَلاَ تَخْشَ مِنْ بَأْسِ الْمُلُوكِ وَلَوْ طَغَتْ
     
Şayet bu isimler bir tüccarın malının yanında olsa, malı hep hayırla bereketlenir.
Fe in kâne hâzel ismü fî mâli tâcirin
فَإِنْ كَانَ هٰذَا الْإِسْمُ فِي مَالِ تَاجِرٍ
104
Fe emvâlühû bil hayri vel cûdi kad nemet
فَأَمْوَالُهُ بِالْخَيْرِ وَالْجُودِ قَدْ نَمَتْ
 
 
Şayet isimler üzerinde iken sakın korkma! Korkunun üstüne yürü, o zaman korkudan kurtulacaksın.
Ve in künte hâmilehâ minel havfi hâriben
وَإِنْ كُنْتَ حَامِلَهَا مِنَ الْخَوْفِ هَارِباً
105
Fe akbil ve lâ tahşe fe te'men minel habet
فَاقْبَلْ وَلاَ تَخْشَ فَتَأْمَنْ مِنَ الْخَبَتْ
 
 
Ey kadri yüce ismi taşıyan! Bütün tehlikeli işlerden kurtuldun ve selamete erdin!
Fe yâ hâmilel ismillezî celle kadruhû
فَيَا حَامِلَ الْإِسْمِ الَّذِى جَلَّ قَدْرُهُ
106
Tevekkâ bihî küllel ümûri tesellemet
تَوَقّٰى بِهِ كُلَّ الْأُمُورِ تَسَلَّمَتْ
 
 
Savaş, korkma! Çarpış, çekinme! Vahşi ve acımasız zalimlerle dolu her yere gir!
Fe kâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf
فَقَاتِلْ وَلَا تَخْشَ وَحَارِبْ وَلَا تَخَفْ
107
Ve düs külle erdın bil vühûşi teammerat
وَدُسْ كُلَّ أَرْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْ
 
 
Saldır, kaçma! Dilediğin düşmanla mücadele et! Dört bir yanını kuşatmış olsa da hiç bir melikin gücünden korkma!

Ve ekbil ve lâ tehrab ve ħâśim men teşâ(u)

وَأَقْبِلْ وَلَا تَهْرَبْ وَخَاصِمْ مَنْ تَشَاءُ
108

Ve lâ teħşe be'sên lil mulûki velev ĥavet

وَلَا تَخْشَ بَأْسًا لِلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْ
 
 
Ne bir yılandan korkarsın, ne de bir akrep görürsün. Ne de bir aslan gürleyerek sana gelir!
Fe lâ hayyetün tahşâ ve lâ akrabün terâ
فَلَا حَيَّةٌ تَخْشَى وَلَا عَقْرَبٌ تَرَى
109
Ve lâ esedün ye'ti ileyke bi hemhemet
وَلَا أَسَدٌ يَأْتِي إِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْ
 
 
Ne bir kılıçtan, ne bir hançerin yaralamasından, ne bir mızraktan ve ne ortalığı almış şerden korkma!
Ve lâ tahşe min seyfin ve lâ ta'ni hancerin
وَلَا تَخْشَ مِنْ سَيْفٍ وَلَا طَعْنَ خَنْجَرٍ
110
Ve lâ tahşe min rumhın ve lâ şerrin eshemet
وَلَا تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلَا شَرٍّ أَسْهَمَتْ
 
 
Bunu okuyanın mükafatı, Hz. Muhammed'in (S.A.V.) şefaatidir. Ve o, saf saf dizilmiş hurilerle Cennetlerde haşrolacaktır.
Cezâ men karae hâzâ şefâatü ahmedâ
جَزَا مَنْ قَرَأَ هذَا شَفَاعَةُ أَحْمَدٍ
111
Ve yuhşeru fil cennâti mea hûrin huffifet
وَيُحْشَرُ فِي الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ صُفِّفَتْ
 
 
Bil ki Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) en üstün peygamberdir. Allah'ın yeryüzüne yayılmış kullarının en faziletlisidir.
Va'lem bi ennel Mustafâ hayru mürselîn
وَاعْلَمْ بِأَنَّ الْمُصْطَفٰى خَيْرُ مُرْسَلٍ
112
Ve efdalü halkıllâhi men kad teferrakat
وَأَفْضَلُ خَلْقِ اللهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْ
 
 
Yüce şanından dolayı her dileğinin başında onu an. Onu şefaatçi et ki zulüm ve tecavüzden kurtulasın.
Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin
وَصَدِّرْ بِهِ مِنْ جَاهِهِ كُلَّ حَاجَةٍ
113
Ve selhü li key tencüve minel cevri vettağat
وَسَلْهُ لِكَيْ تَنْجُوَ مِنَ الْجَوْرِ وَالطَّغَتْ
 
 
Yâ ilahi! Her gün, her an ve her rüzgar estikçe o seçkin Mustafa'ya (S.A.V.) salat eyle.
Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin
وَصَلِّ إِلٰهِي كُلَّ يَوْمٍ وَسَاعَةٍ
114
Alel mustafel muhtâri mâ nesmetün semet
عَلَى الْمُصْطَفٰى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْ
 
 
O seçilmişe ve bütün aline yeryüzünün bitkileri ve esen rüzgarın esintileri adedince salat eyle.
Ve salli alel muhtâri vel âli küllihim
وَصَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَالْاٰلِ كُلِّهِمْ
115
Ke addi nebâtil erdı ver riyhı mâ serat
كَعَدِّ نَبَاتِ الْاَرْضِ وَالرِّيحِ مَا سَرَتْ
 
 
Parıldayan şimşeklerle birlikte bulutlardan dökülen yağmurlar adedince ve yeri göğü dolduracak kadar salat eyle.
Ve salli salâten temleül erda ves semâe
وَصَلِّ صَلَاةً تَمْلَأُ الْأَرْضَ وَالسَّمَاءَ
116
Kevebli ğamâmin ma' ruûdin tecelcelet
كَوَبْلِ غَمَامٍ مَعَ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْ
 
 
Bizzat Allah'ın ve meleklerinin ona salat ve selam getirmesi -O'nun (S.A.V.) şan ve şerefinin büyüklüğünü anlaman için- sana yeter.
Fe yekfîke ennellâhe sallâ bi nefsihî
فَيَكْفِيكَ أَنَّ اللهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ
117
Ve emlâkehû sallet aleyhi ve sellemet
وَأَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَسَلَّمَتْ
 
 
Yıllar ve günler sürdükçe ve güneş ışık saçmaya devam ettikçe, O'nu (S.A.V.) şefaatçi ve vesile yaparak sürekli olarak ona selam et.
Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen
وَسَلِّمْ عَلَيْهِ دَائِمًا مُتَوَسِّلاً
118
Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat
مَدٰى الدَّهْرِ وَالْأَيَّامِ مَا شَمْسٌ أَشْرَقَتْ
 
 
Ali Haşim'in o paklarına, hac ziyaretinde bulunan hacıların sayısınca selam eyle!
Ve sellim alel athâri min âli hâşimin
وَسَلِّمْ عَلَى الْأَطْهَارِ مِنْ اٰلِ هَاشِمٍ
119
Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet
عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَسَلَّمَتْ
 
 
Yâ İlahi! Ebu Beki (r.a.) ve Ömer'den (r.a.), Osman (r.a.) ve hakta sebat eden Haydar'dan (r.a.) da razı ol.
Verda yâ ilâhî an ebî bekrin mea umera
وَارْضَ يَا إِلٰهِي عَنْ أَبِي بَكْرٍ مَعَ عُمَرَ
120
Verda alâ osmâne mea hayderis sebet
وَارْضَ عَلٰى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْ
 
 
Aynı şekilde bütün âl ve ashabından, evliya ve salihlerden ve bunlara tabi herkesten razı ol.
Kezal âlü vel ashâbü cem'an cemîuhüm
كَذَا الْاٰلُ وَالْأَصْحَابُ جَمْعًا جَمِيعُهُمْ
121
Meal evliyâi ves sâlihıyne ve mâ havet
مَعَ الْأَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَمَا حَوَتْ
 
 
Bu Hz. Muhammed'in (S.A.V.) amcasının oğlu Ali'nin (r.a.) sözleridir. Ve onda mahlukatla ilgili ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.
Mekâlü aliyyin vebni ammi muhammedin
مَقَالُ عَلِىٍّ وَابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ
122
Ve sirru ulûmin lil halâikı cümmiat
وَسِرُّ عُلُومٍ لِلْخَلَائِقِ جُمِّعَتْ

Yorumlar

Yorumlarınızı Bekliyorum ( Waiting for your comments )